“OSB’LERİMİZ ÜRETİM ROTASINDAN HİÇ ŞAŞMADI”


Türkiye, Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana güçlü bir sanayileşme hikayesi yazmak için çalışıyor. Farklı sebeplerden dolayı zaman zaman kesintiye uğrasa da, özellikle 1961 yılında ilk organize sanayi bölgemizin kurulmasıyla birlikte bu hikaye; daha organize, daha planlı ve daha güçlü bir şekilde yazıldı. 

Bugün ülkemizde organize sanayi bölgesi olmayan ilimiz kalmadı. 2025 yılı sonu itibariyle; 81 ilimizde 416 organize sanayi bölgemizde, 68 binin üzerinde fabrikamızla ülkemizin toplam sanayi üretiminin yarıya yakınını gerçekleştiriyoruz. Sanayi üretiminin yanı sıra, artık yalnızca üreten değil, nitelikli insan kaynağı yetiştiren, yenilenebilir enerji yatırımları yapan, dönüşen, yenilik üreten ve geleceği şekillendiren stratejik merkezler haline geldik. 

Elbette zorlandığımız dönemler oluyor. Dünya ekonomisinde rüzgarlar artık daha sert esiyor. Hem ülkemizdeki hem de dünyadaki toparlanma süreci beklenenden daha uzun sürdü. Küresel talepteki zayıflama, enerji ve ham madde fiyatlarındaki dalgalanmalar, finansmana erişimdeki zorluklar işletmelerimizi doğrudan etkilemeyi sürdürüyor. OSB’lerdeki üreticilerimiz ise, bu baskıyı en yoğun hisseden kesimlerin başında geliyor. Bir yandan maliyetleri yönetmeye, bir yandan da istihdamımızı, ihracat pazarlarımızı ve rekabet gücümüzü korumaya çalışıyoruz. Jeopolitik riskler, değişen ticaret politikaları ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar tabloyu daha karmaşık hale getirdi. Ancak tüm bu zorlu tabloya rağmen; organize sanayi bölgelerimiz rotasını üretimden bir an bile olsun çevirmedi. 2025 yılında da; ülkemizin yatırım, üretim, istihdam ve ihracat mottosuna güç verdik. 

Ülkemizin OSB altyapısı, bugün Avrupa’nın en büyük üretim ağlarından birini oluşturuyor. Türk sanayisine lokomotif olma iddiasıyla çıktığımız yolda bugün, Türkiye’nin dünyaya örnek olarak gösterdiği planlı sanayi modelinin en somut haliyiz.  Zorluklar olacak, aşacağız. Bazen rüzgarlar sert esecek, hatta fırtınaya dönecek; direneceğiz. Ne olursa olsun, üreteceğiz, ihracat yapacağız ve Türkiye’yi sanayi ile kalkınan bir ekonomi haline getireceğiz. 


İkiz dönüşümde Türkiye’ye rol model olacağız 

Dünyada rekabetin kuralları yeniden yazılıyor. Dün rekabeti ağırlıklı olarak fiyat ve marka belirlerken, bugün bunların yanı sıra dijital olgunluk, karbon azaltımı, enerji verimliliği, teknolojik adaptasyon gibi yeni oyuncular sahaya dahil oldu.  

Dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm artık sadece birer hedef değil; rekabetin yeni dili, yeni standardı haline geldi. Organize sanayi bölgelerimiz, bu dönüşümün öncüsü olmak zorunda. OSBÜK olarak biz OSB’lerimize rehberlik etmek için, ikiz dönüşümle ilgili önce çalışmalar yürütüyoruz. 

OSB’lerimizde dijital dönüşüme rehberlik edecek 2 bin dijital elçi yetiştirdik. Enerji yönetim sistemi, çevre yönetim sistemi, kurumsal karbon ayak izi ile sera gazı hesaplama, sıfır atık, enerji verimliliği, bilgi güvenliği gibi sayısız başlıkta eğitim, çalıştay ve bilgilendirme toplantıları düzenledik. OSBÜKnet, OSBÜKbulut projelerini hayata geçirdik. Sanayide Dönüşüm Buluşmaları, Dijital OSB Buluşmaları, OSB’lerde İkiz Dönüşüm Buluşmaları ile OSB’lerimizin dönüşüm yolculuğuna rehberlik ediyoruz. Bu vizyon çerçevesinde OSBÜK bünyesinde Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik İhtisas Kurulu ile Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Merkezi’ni kurarak sürdürülebilirlik çalışmalarımızı kalıcı bir yapıya kavuşturduk. 

OSB’ler olarak inşallah yeşil sanayide, dijital dönüşümde Türkiye’ye rol model olacağız.  Organize sanayi bölgelerimizde; daha dijital, daha yeşil, daha verimli, daha rekabetçi bir üretim ekonomisi camiamızla birlikte inşa edeceğiz. 


Geleceğimiz üretimde  

OSB camiası olarak, kadim coğrafyamızın geleceğinin üretimde olduğunu biliyor, üretimi de planlı ve sürdürülebilir sanayi altyapısının şekillendireceğine inanıyoruz. Bu bilinçle, OSB’lerimizin sorunlarını çözmeye, küresel dönüşümlere uyum sağlayacak adımlar atmaya devam ediyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, OSB’lerimizin güçlü duruşu ve ortak akılla büyüyen yapısı en büyük güvencemiz olacak.

Biz birlikte bir sanayileşme hikâyesi yazıyoruz. Bu hikâye, sadece bugünün değil; geleceğin hikâyesi. Geleceğe daha güçlü bir Türkiye bırakmak için üretmeyi, yenilik yapmayı ve birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.